Önce Amerika Doktrini Eski ABD Başkanı Monreo’nun Doktrin olarak ABD tarihinde yerini almıştı. Avrupa’yı kontrol altına almak için kullandığı politikaları içermekte idi. Önce Amerika ile Avrupa’yı kontrolü altına alan ABD, yeni dönemde Trump ile beraber Önce Amerika Doktrininin ön plan çıktığı ve Avrupa dünyanın diğer ülkeleri dahil olmak üzere hegemon güç ve tek güç olarak ABD’nin yeniden hakimiyet kurması ve dünyayı yönetme planı içinde görülmektedir. İtalya Başbakanı Meloni’nin AB’nin merkezi Roma olmalı söylemi ile AB içindeki Almanya Fransa liderlerinin bir araya gelerek, AB geleceğini güç ve güvenlik ekseninde yeniden değerlendirilmesi ve güvenlik eksenli yapıya kavuşturulması zamanının geldiği yönündeki adımlarıyla ABD’ye karşı politika üretme cesaretini gösterdikleri bir sürece başlamış görününüyor.
Ekonomisi çökme noktasına gelen AB ülkeleri Ukrayna Rusya savaşı ile ABD’ye enerjiden güvenliği her alanda bağımlı hale gelmeleri ve bu durumdan çıkış yolları aramalarının başladığı bir dönemden geçmekteyiz. Çin, Fransa yaklaşımı, Almanya ,Çin ilişkileri ABD’nin Çin politikalarının kader çizgi olarak görülmektedir. Güçlü Çin, AB ülkeleri ilişkileri ABD’nin Çin’e karşı uygulayacağı bütün politikaların sonunu getirebilecek olması ABD için bir tehdit olarak ortaya çıkmaktadır. İtalya ve İspanya’nın Gazze sorununa yaklaşımlarıyla ABD ve diğer AB ülkeleri politikaları dışında uyguladıkları politikalar İsrail’in karşısında yer almasını sağlamaktadır. Rusya Ukrayna savaşını seçimler öncesi 24 saat içinde bitireceğini ifade eden Trump’ın süreyi 6 aya çıkarması ile ortaya çıkacak sonuç tehdit ve yaptırımlar üzerinden Rusya’yı tehdit etme planı ile ortaya çıktığı görülmektedir. Ukrayna Rusya savaşında Rusya’nın sıradan bir ülke konumuna konulması Rusya tarafı için itibar kaybı ve prestij kaybı olarak ortaya çıkmaktadır. Rusya’nın nükleer güç ve zenginliği olan bir ülke konumunda olduğu BM’de veto hakkına sahip beş ülkeden biri olduğu, BM’nin aldığı kararlarda etkin güce sahip olduğu, savaşı ancak bitirmek için Rusya’nın politikaları çerçevesinde yaklaşımla mümkün olacağını göz ardı eden bir ABD yönetimi görülmektedir.
Trump’ın siyasi geleceği için bir prestij konumuna gelen Ukrayna Rusya savaşı eğer bitirilmez ise Trump için hem içeride hem de dışarıda büyük bir prestij kaybı olacağı gibi Önce Amerika söyleminin de başarısızlığının adımları olacaktır. 1783 yılında 13 eyaleti olan ABD, yeraltı zenginlikleri ve altın, petrol vs. zenginliklere sahip bölgeleri ele geçirmesiyle 1898 yılına gelindiğinde 50 eyalete ulaşmış ve işgaller ve savaşlar ile topraklarını genişletmişti. ABD’nin Altın Çağını Yaşayacak açıklaması ile Başkan Trump’ın 2. Döneminde hedefe aldığı Panama kanalı, Meksika Körfezi, Grönland, Kanada ile beraber madenler, teknoloji, yapay zeka, uzay, arktik bölgesi, robot teknolojisi alanlarında yenilenen dünya düzeninde tekrar hakim ve hegemon güç olma isteği görülmektedir. Elon Musk’ın Nazi selamı verdi eleştirileri yerine Roma selamı veren bir Elon Musk olduğu görülmek istenmemektedir. Yeni dönemde Roma’nın devamı olarak ABD yönetimi kendini görmektedir. ABD’nin içine kapanmasını bekleyenler şunu görmeleri gerekir. İçine kapanan ABD parçalanma süreci ile karşı karşıya kalan ABD olarak tarih sahnesinde yerini alır. Başkan Roosevelt’in ‘’Savaşlar ABD’nin sigortasıdır. Dışarıda ki her savaşı selamlarım. Eğer savaşları dışarıda yaşamaz isek içeri de yaşarız .’’ sözü her şeyi ortaya koymaktadır. Dünya hegemonyasının temel taşı olarak savaşları gören ve yöneten bir ABD anlayışı ve politikası gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Trump’ın aldığı kararlarda planlı ve kararlı tutumu ön plana çıktığı görülmektedir. İçeride; Güvenlik, Adalet, İstihbarat, çarklarına dokunacak olan bir Trump ön plana çıkmaktadır. D ı ş a r ı d a i s e ; Av r u p a Ü l k e l e r i , S a v a ş l a r, Ç i n , R u s y a , O r t a Doğu, İran, İngiltere hedef ülkeler olarak görülmektedir.
Orta Doğu, ABD için Türkiye müttefik ülke konumunda olmasına rağmen düşman ülke konumunda görülmekte olup çıkar ve menfaatlerinin karşısında mücadele eden ülke olarak görülmektedir. İsrail ABD çıkarlarının Orta Doğu’da koruyucusu ve sahada ki uygulayıcısı konumunda olup teolojik ABD’nin hizmet ettiği ülke konumundadır. Asla vazgeçilmez konumundaki ülke olarak her alanda kullandığı ve yardım ettiği ülkedir. İran ABD için Orta Doğu’da varlık sebebi olarak uluslararası sistemlerin yetkisi ile bulunma nedeni olarak görülmekte, ABD ve İsrail ve Batı için bir tehdit unsuru olarak görülmektedir. Bölge de birçok alanda görülmez ilişkileri bulunması dahi bu algıyı yıkamamaktadır. Önce Avrupa olmak için enerjiden hammaddeye kadar bir çok alanda bağımsız bir Avrupa yaratabilecek kararlı bir Avrupa liderleri görülmemektedir. Rusya Ukrayna savaşı ile enerjiden güvenlik yapısına kadar ABD’ye teslim olan Avrupa kendine nasıl bir çıkış yolu aramaktadır. Düne kadar hep oyaladıkları Türkiye, Avrupa için bir kilit ülke konumunda olduğunu görmelerine rağmen Türkiye ile ilişkilerini düzeltmek istemeyen bir hakim yapının devamı ile Avrupa kendi güvenlik ve enerji sorunları da dahil olmak üzere çözme adımlarını atmakta yetersiz kalmaktadır.
Çözüm noktası Önce Avrupa için yeniden dizayn edilmiş bir Avrupa yaratmalarından geçmektedir. ABD’ye bağımlı oldukları her alanda cesur kararlar alarak uygulayacakları bir süreci başlatmaları gerekmektedir. Bunu yapabilecek bir lider ön plana çıkmış değildir. ABD için en büyük risk, yaptırım gücü rezerv para olan ABD dolarının kullanım oranlarının ortadan kalkması olarak görülmelidir. Dünya ülkelerini yaptırımlar ve finansal sistem üzerinden tehdit eden ABD karşısında Çin’den Rusya’ya Türkiye’den Avrupa ülkelerine kadar yeni uluslararası bir finansal sistem yapılanması ile cevap verecekleri en yakın enstrüman olarak görülmektedir. Avrupa’nın görünmez ülkesi her plan ve politikanın gerçek sahibi olan İngiltere, ABD ilişkileri Trump ile çekişmeli bir sürece girdiği görülmektedir. Bu durum karşısında sessiz ve derinden ilişkilerini devam ettiren İngiltere yönetimi kendi kontrol bölgesinde olan Kanada, Grönland’ı hedefine alan ABD’ye karşı sessizliğini korurken, Ukrayna Rusya savaşında İngiltere’nin savaşın devam etmesi isteğini gösteren İngiliz Başbakanın Ukrayna ziyareti ile ilk cevabı vermesi ve kamuoyunda gündeme gelmemesi dikkat çekmektedir.







