Tekstil sektöründeki derinleşen kriz yatırımcıları yurtdışına kaçırmaya başladı.
DESİAD Başkanı Nuri Turgut iş gücü ve enerji maliyetlerindeki rekabetin dezavantaja dönmesiyle, tekstil sektörünün çareler aramaya başladığını söyledi.
2024 yılı Ocak-Haziran döneminde ülkemizin tekstil-konfeksiyon ihracatı yüzde 9,9 azalarak, 13,3 milyar dolara geriledi.
2024 Yılı Haziran-Aralık dönemi rakamları henüz açıklanmadı.
Sektördeki daralma piyasalarda hissedilmeye başladı.
Tekstilde bavul ticaretinin kalbi olan laleli esnafı özellikle Rusya Ukrayna savaşından ciddi etkilendi.
Özellikle hazır giyimin merkezi, Merter esnafı yabancıların yolunu bekler oldu.
Sebepler çok, en önemli sebeplerin başında yüksek faiz, değerli TL ve baskılanan düşük kur geliyor.
İstanbul’dan Yabancılar ayağını kesti.
Sektörde birçok ihracatçı firma resesyonda, buna ilaveten konkordato ilan edenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor.
Birçok üretici firma, yabancı gelmeyince ray değiştirip iç piyasaya döndü.
Fakat esas sıkıntı iç piyasa,
Asgari ücretliye siz enflasyonun altında zam yaparsanız, emekliye açlık sınırının altında bir ücret verirseniz,
Tekstilde iç piyasadan umduğunu bulamaz.
Ülkemizdeki yabancı markaları apaçık Asya ve Uzak Doğu’ya kaptırdık, birçok yerli milli Türk yatırımcı da Mısır’a yatırımlarını kaydırdı.
Sade Mısır olsa yine iyi,
Hani şu parçalanmış, dünyaya kapılarını kapatmış, vatandaşları ülkemiz başta olmak üzere dünyaya sığınmacı olarak dağılmış Suriye’de Tekstil Fuarı açılmış yatırım için diğer ülkelere davetiye gönderiyor.
Suriye yakında ülkemizden işçi transfer ederse şaşırmayalım.
Sıkıntı Sadece İstanbul, Denizli ve Batı illerinde mi ? Hayır elbette.
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) ve Güneydoğu Tekstil Sanayi ve İş İnsanları Derneği (GÜNTİAD) Diyarbakır'da artan maliyetler ve sektörel zorluklar nedeniyle 481 işletmeden 150'sinin kapandığı belirtmiş…
Zeytinburnu’nun önde gelen örme kumaşçılarından Uğur Uçar sektörün gittikçe üretim tonajında ciddi düşüşlerin olduğunu doğruluyor.
Uçar, ayrıca her senenin bir önceki seneyi arattığını da kaydetti
Yazıktır bu memlekete, Fırat’ı Dicle’yi kurutup Nil’e akmasın yerli yabancı sermaye.
Akıp giden sadece sermaye değil, aynı zamanda kalifiye eleman kaybı da demektir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ülkemizde doğum hızının tehlikeli rakamlara ulaştığını söyleyerek 2025 yılını aile yılı ilan edip 3 çocuk yapın dedi.
Evet doğru söylüyor bu gidişle yaşlanan Avrupa’nın önüne geçmiş olacağız.
Fakat çözüm 3 çocuktan önce ülkemizden kaçan sermayenin ve beyin göçünün önüne geçmek olmalı.
Bu görev de hükümetlerin görevi olmalı.
Bir an önce söylemi bırakıp eyleme geçmek elzemdir.







