Anasayfa / Milligundemhaberler / MUCİZE HİSSESİ

MUCİZE HİSSESİ

Bir mucizeye şahit oldum. Bir rahmet. Bir hikmet.
Bu mucizelere çokça şahit oluyoruz aslında. Her an mucizevi yaşıyoruz.  Can yakan bir kısım var ki bu mucizeleri olması gereken bir hal diye algılanmaya çoktan başlanmış. 
Şimdi size bir mucizenin ve onunla birlikte gelen tefekkürün kısa hissesini anlatmak istiyorum.
Geçen gün bir yavru danacık dünyaya geldi. Adı Kardelen. Ben koydum ismini… Doğum anını canlı seyrettim. Annesinin, kendini ve yavrusunu nasıl bir içgüdü ile kurtarmaya çalışmasını. Doğar doğmaz onu yalayarak kurutmaya çalışmasını. 5 -10 dk. içerisinde ayağa kalkmaya çalışmasını. Annesinin sütünü içmek için ilerleyişini… Sorsan hayvan derler belki aşağı görürler.  Bunu düşününce aklıma görmezler ve akletmezler ayeti gelir hep aklıma.
Şu minnacık yavrunun gözlerini açar açmaz verdiği derslerin sınırı yok; al alabildiğin kadar. Nasıl ilahi bir kudretin onun yanında olduğunu hissediyoruz. Nasılda ayakta duruyor doğar doğmaz. Çünkü ona o lazım fıtratı bu.
Kendi tefekkürüme döndüm düşündükçe hayretim büyüdü, hayranlığım çoştu ve gözüm açıldı.  Ah dedim nasılda ayakta duruyor, insan böyle mi? Zaman lazım emek lazım demek ki o zamanda verilecek ayrı kudretin birikmesi lazım. İnsan çünkü.  O danaya bir anda bize zamanla ayakta durmasını öğreten Rabbim hepimizin ihtiyacını bildiği için en güzeli nasılsa öyle sunmuş bizlere…
Neyse tefekkürümün hepsini anlatmaya buradaki harf sayısı yetmez de sonunda geldiğim noktayı anlatmak isterim.
İnsan da ayağa kalkıyor kalkmasına da çelme takanı çok olduğu için çok düşüyor.  Ne alaka demeyin. Daha geçen gün çelme takan insanlar yüzünden bir sürü insan yanarak yok oldu. Kalkmıştılar ayaktaydılar ama çelme takıldı…
İman ettik ve inandık ki kader elbet tecelli edecek ömürler bitecek ama onlar şehit ve bazı insanlar da bu çelmeye şahit.
Ee be insan! Kalktın ayağa, yürümeye odaklan. Neden çelme takmaya çalışırsın.  Sen yürürken açtığın yollarda neden insanlık da adım atmasın. Ey insan, bak bu yavru danaya, ayağa kalktı ve yürüyerek rızkına doğru gitti. Başka hiçbir dananın ayağına çelme takmadı. Ya da ona çelme takan olmadı. Sütün şıratı sana, kaymağı bana diyen danalar olsaydı onlarda da çelme takanlar illaki olacaktı.
Rızık korkusu olmadan rızkına doğru yürüyen ne çelme takar ne de can yakar. Rızık korkusunu yüreğine ekenler ise bu korku ile daha çok ayaklara çelme takar…
Şu koskoca dünya yemekle bitmez. Boşuna çelme takma başkasına,  o düşünce sana da kalmaz fayda…
 

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir